3. Köprü Gerçekten Gerekli mi ?

Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof.Dr. Semih Tezcan’ın 3. Köprü üzerine yazısı.

Boğazray Tüpgeçit Projesi bir dolar dahi dövize ihtiyaç olmadan, sadece Türk müteahhitler tarafından, 3. köprü maliyetinin altıda biri ile ve 3. köprünün yarı zamanında inşa edilebilir. Çevreye hiçbir zarar vermeyeceği gibi İstanbul’un trafik sorununa adeta bir neşter gibi çare olur.

12 Ocak 2012 tarihli bütün gazetelerde, 3. köprü ihalesine hiçbir yerli ve yabancı firmanın katılmadığı haberleri yer aldı. Görülüyor ki 3. köprünün teknik, bilimsel ve ekonomik olurluğunun bulunmadığı, bunun bir çıkmaz sokak olduğu, ihale dosyasına konmuş koruyucu devlet desteğine rağmen yap – işlet – devret modeli ile inşa edilemeyeceği, apaçık ortaya çıkmış durumdadır.

Aşağıda, hükümet ilgililerince 3. köprüye ihtiyaç duyulma nedenlerinin isabetsizliği ve 3. köprüden çok daha etkin, çok daha ucuz ulaşım altyapısı alternatiflerinin bulunduğu, gerekçeleri ile açıklanmıştır. Bu arada, 3. köprü maliyeti olan 6 milyar doların altıda biri olan 1 milyar dolar maliyet ile Söğütlüçeşme – 4. Levent arasında inşa edilecek raylı bir tüp geçitin (Boğazray Projesi’nin) en az 50 yıl Boğaziçi köprülerini rahatlatacak bir toplu ulaşım mücizesi yaratacağı dile getirilmiştir.

Köprü gerekçeleri

Sayın Başbakanımız iş bitiren ve eser bırakan bir lider. Bir projenin doğruluğuna inandığı zaman engelleri aşar ve yürür gider. Doğru! Üçüncü köprünün doğruluğuna inanıyor ki, bu güçlü inancı nedeni ile bu işi de bitirmek istiyor! Ona göre üçüncü köprü doğru bir karardır. Çünkü mevcut iki köprü, günde 400 bin, yılda 130 milyon araç taşıyarak 2000 yılından beri kapasitelerinin üstünde doygun bir haldedir. Özellikle şehirlerarası ağır vasıtalar şehir trafiğini felce uğratmaktadır.

Dolayısı ile Başbakan’ın öngörü ve inancına göre bu sıkıntıları giderebilmek için yapılacak en akılcı ve tek şey, tıkanmış olan iki köprünün imdadına yetişecek üçüncü bir köprü inşa etmektir. Teşhis doğru ama maalesef tedavi yöntemi yanlıştır.

Bu ülkenin evlatları, İstanbul için alınan ve alınacak olan yanlış yapılaşma kararlarının ve uygulamaların zararlarını temizlemek için çok büyük uğraşlar ve kayıplar verdi, veriyor ve verecek!

Örnek mi istiyorsunuz? İşte büyük ümitlerle inşa edilen Salıpazarı kargo limanı, depo ve antrepoları! Metruk, işe yaramaz halde duruyor. İşte, Haliç’in iki yakasına sanayi tesisleri kurduran meşhur İtalyan şehircilik uzmanları! Haliç’i bu pislikten kurtarıncaya kadar, Sayın Dalan’ın dört yılı ve ülkenin 6 milyar doları harcandı. İşte, İstanbul’da halkın yüzde 60’ından fazlasının yaşadığı plansız, ruhsatsız, kaçak ve çarpık kentleşme. “Dönüşüm” projeleri ile bu çarpık yapılaşmayı düzeltme çabaları içinde değil miyiz? Ömrümüz hep yap-boz ile mi geçecek? Üçüncü köprü fikri bir kere değil yüz bin kere yanlıştır.

Boğazray Projesi

Üçüncü köprü İstanbul’un trafik sıkışıklığına, doygun haldeki Boğaz geçişlerine bir çözüm değildir. Ne var ki köprüler tıkanmıştır. Halkımız sabah ve akşamları adeta işkence çekmektedir. İnsanlarımız (her gün yaklaşık bir milyon yolcu) sabah ve akşamları trafik sıkışıklığında en az bir saat fuzuli olarak zaman kaybettikleri için, işgücü kaybı, yakıt kaybı, yıpranma gibi nedenler ile ülke ekonomisi yılda 4.5 milyar dolar zarar görmektedir. Şüphesiz, insanlarımızın çektiği bu ıstırabı ve ekonomimizin uğradığı bu önemli zararı ortadan kaldırmak gerekir.

Bunun çözüm yolu 3. köprü değil, İstanbul’un en yoğun ulaşım ekseninde, Söğütlüçeşme – 4. Levent arasında inşa edilecek Boğazray Tüpgeçit Projesi’dir. Üçüncü köprü ulaşım altyapı tercihi açısından bir ‘fasit daire’dir (kısırdöngü). İşte ispatı!

İstanbul’da araba sahipliğinin yıllık artış oranı, dünyada bir rekor olmak üzere, yüzde 16’dır. Köprü geçiş ihtiyacındaki artış oranını muhafazakâr bir tahmin ile yılda yüzde 7 olarak kabul edelim.

Köprülerden geçiş sayısı 2000 yılında 130 milyon olduğuna göre, yirmi yıl sonra 2020 yılında geçiş ihtiyacı, yılda yüzde 7 artış hızı ile yaklaşık 530 milyon olacaktır.

Bir köprünün yıllık araç geçiş kapasitesi 65 milyondur. Dolayısı ile 2020 yılında bize 8 köprü gerekir. İkisi var. Demek ki nüfus ve araba artışını karşılayabilmek için 2020 yılına kadar en az 6 köprü daha inşa etmeliyiz. Kısaca, her iki yılda yeni bir köprü gerekiyor… Buna can mı dayanır? Bu iş bir fasit daire değildir de nedir? Yani, çözüm bulduğunuzu zannettiğiniz anda gene aynı problem ile burun buruna gelirsiniz.

Öneri

En gerçekçi, en etkili ve en kesin çözüm, yukarıda adı geçen Boğazray Tüpgeçit Projesi’dir. Boğazray Tüpgeçit Projesi’nin üçüncü köprüye nazaran birbirinden cazip, 14 önemli üstünlüğü vardır. Boğazray Tüpgeçidi inşa edilirse günde 1.5 milyon yolcu taşıyarak, mevcut köprülerdeki binek aracı sayısını yarıdan daha aza indirecek ve belki daha elli yıl yeni bir köprüye ihtiyaç duyulmayacaktır.

Boğazray Tüpgeçit Projesi bir dolar dahi dövize ihtiyaç olmadan, sadece Türk müteahhitler tarafından, 3. köprü maliyetinin altıda biri ile ve 3. köprünün yarı zamanında inşa edilebilir. Çevreye hiçbir zarar vermeyeceği gibi İstanbul’un trafik sorununa adeta bir neşter gibi çare olur.

Kaynak : Arkitera

Benzer haberler:

Yorum Yaz

133 / 1,717