Demiryolunda yerli endüstri gelişiyor

Türkiye’de demiryolu ‘sovyetik’ bir geri kalmışlık hissi uyandırır. Beraberinde köyden kente göçen tahta bavullu, döşekli Anadolu insanının film karelerine düşmüş çaresizliği, umut arayışı…

Bu algı, Türkiye’nin ‘kara tren’den ‘hızlı tren’e geçişiyle yıkılıyor.

1946’ya kadar ‘devlet politikası’ olarak yurdun dört bir yanını demir ağlarla ören Türkiye, girdiği ‘fetret devri’ni ancak 2003’te durdurdu ve 8 yılda en son teknoloji hızlı trenlerin sefer yaptığı raylar döşemeye başladı. Metro ve tramvaylar ‘modern kentin simgesi’ haline geldi.

Bu değişimin mimarlarından biri olan TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman’la birlikte Güney Kore ve Japonya devlet demiryollarının daveti üzerine bu ülkelere 4 günlük yoğun bir seyahat yaptık. Heyecan verici izlenimlerin bu köşeye sığabilenleri şöyle:

Yüksek Hızlı Tren’de Türkiye’nin en büyük ortağı Güney Kore. Adapazarı’nda Hyundai Rotem, ASAŞ, Haco ve TCDD ortaklığıyla kurulan EUROTEM, Marmaray’ın da trenlerini üretiyor.

2003’te başlayan ‘ikinci devlet politikası’ döneminin 5 önemli ayağı var:

1- Eski hatların yenilenmesi: 11 bin km demiryolunun 6,500 km’si yenilendi.

2- Hızlı Tren Projesi: Ankara-Eskişehir ve Ankara-Konya tamamlandı, Sivas ve İstanbul hatları yapılıyor. Bursa ve İzmir projeleri de çalışılıyor.

3- Asya-Avrupa koridoru: Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ile Marmaray bağlanacak, Pekin’den Portekiz’e kadar kesintisiz hat oluşturulacak.

4- Kent içi raylı toplu taşıma: İstanbul’da Marmaray, İzmir’de Egeray hizmete girdi, büyüyor. Ankara ve Gaziantep de yakında başlayacak.

5- Yerli demiryolu endüstrisi oluşturmak.

Son başlık Türkiye’nin gelecek vizyonunun en önemli parçalarından biri. Cumhuriyetin ilk yıllarında demir ağlar ören Türkiye, 2000’li yıllara ray bile üretmeyen bir ülke olarak girmişti. Son 8 yıldaki değişimi TCDD Genel Müdürü Karaman şöyle özetledi: “Özel sektör ortaklığıyla Kocaeli’de tren setleri üretimine başladık. Kardemir’i ikna ettik, hızlı trenler için ray üretti. MKE’yi ikna ettik, tren tekerleklerini yaptırıyoruz. Alman ve Avusturya şirketleri Erzincan, Sivas ve Çankırı’da demiryolu ekipmanı üreten fabrikalar kurdular.”

‘İkna ettik’ ifadesinin altını çizdim.

“Türkiye’nin 2023 planında 45 milyar dolarlık demiryolu yatırımı var. Altyapının tamamını yerli yapıyoruz artık. Üst yapıda da hızlı trende yerli oranını yüzde 50’nin üzerine çıkardık. Toplamda bir hızlı tren hattını yüzde 75’in üzerinde yerli üretimle yapabiliyoruz. TÜBİTAK’la birlikte ilk yerli demiryolu sinyalizasyon yazılımı üzerinde çalışıyoruz.”

Karaman’ın bir başka vurgusu da köyden kente göçle özdeşleşen ‘tren yolları’nın, bu göçü tersine çevirecek olması. “Hızlı trenler şehirler arası seyahat sayısını da arttıracak. Avrupa’da kişi başına yıllık şehirlerarası seyahat sayısı 20’yi geçiyor. Danimarka’da bu sayı 40’a kadar çıkıyor. Türkiye’de ise 10’da kalmış. Hızlı trenler ve istasyonların yenilenmesiyle bu sayının 15’e bile çıksa kara geçiyoruz. Almanya bunu yaptı, bugün devlete yük değil, aksine devletin yükünü alıyor.”

Kore’de bunları dinlerken “İzmir’de eğitim uçağı düştü, iki pilot şehit” haberini aldık. 1950’lerden kalan T-37’ler adeta ‘uçan tabut’… Ancak bu yıl 100 genç teğmen daha bu uçaklarda ‘kelle koltukta’ eğitim alacak. İlk yerli eğitim uçağı HÜRKUŞ ‘un tasarım ve montaj çalışmaları ise hala sürüyor. 1930’larda uçak satan Türkiye bunun üzerinde düşünmeli. TCDD, Savunma Sanayi Müsteşarlığı için iyi bir örnek.

Kaynak : http://www.stargazete.com

 

Benzer haberler:

Yorum Yaz

143 / 2,698