Haydarpaşa’da Hüzün Var

Birkaç ay içinde Haydarpaşa, hiç alışık olmadığı bir sessizliğe gömülecek. “İstanbul’un kapısı” kapanıyor, peki şimdi ne olacak?

Bunca kilometre demiryolu yaptım memlekete, çelik rayların ucu Haydarpaşa’da. Koca binalarıyla liman yaptım , yine belli değil. Bana o rayların denize kavuştuğu yere öyle bir bina yapın ki, Ümmetim baktığında ‘Buradan bindin mi hiç inmeden Mekke’ye kadar gidilir’ desin .”
Bu sözler, II. Abdülhamit’a ait…

“Kızıl Hakan” lakaplı padişahın “Mekke’ye kadar hiç durmadan demiryoluyla gitme” hayaline, hiçbir zaman ulaşılamadı gerçi… Ancak Haydarpaşa, ülkenin ulaşımında yüzyılı aşkın bir süre çok önemli bir rol oynadı.

1906 Mayıs’ında yapımına başlanan Haydarpaşa Garı, 19 Ağustos 1908 tarihinde hizmete açıldı. O gün bugündür, “İstanbul’un kapısı” oldu… Anadolu’dan gelenlerin İstanbul’u ilk gördüğü nokta olan Haydarpaşa, nice anıya, filme sahne oldu.

Ancak bu simgesel bina, şehrin merkez garı olmaktan çıkacak!

Peki nasıl ve neden?
Aslında yıllardır planlanan bir “dönüşüm süreci”nin sonucu bu… 1 Şubat Salı günü itibariyle, Haydarpaşa’nın tüm dış hat bağlantıları kaldırılıyor. Yani İstanbul’dan Eskişehir ve Ankara bağlantılı trenler artık çalışmayacak. Gebze-Haydarpaşa hattı, birkaç ay daha hizmet verecek. Haziranda tüm tren seferlerinin durdurulması gündemde.

İki-üç yılı bulacak “hızlı tren” çalışmaları tamamlandığında, son durağın Söğütlüçeşme olması planlanıyor. Anlayacağınız, Haydarpaşa artık tarih oluyor…

Yeni projelerde ne var?
Peki Haydarpaşa ne olacak? Doğrusu kimse bu sorunun cevabını bilmiyor. TCDD yetkilileri, Koruma Kurulu kararıyla binanın korunacağından emin. Gar binası için düzenlenecek tasarım yarışmasıyla şehre yaraşır, güzel bir projenin hayata geçirileceğine inanıyorlar. Kültür merkezi, otel, yaşam alanı, en çok telaffuz edilen fikirler.

Ancak yeni proje ne olursa olsun, Haydarpaşa’nın yüz yıldan fazla üstlendiği işlevi, yani tren garı özelliği ortadan kalkacak.

Cafe’ler, sergi salonları, müze, yeni yatırımlarla ilgili kulağa hoş gelen öneriler. Ancak ne karar ne çıkarsa çıksın, halkın bugünkü gibi kullanacağı bir kamu alanı olmaktan çıkacağı kesin.
Görüştüğüm TCDD yetkililerine göre Marmaray’la yapılacak üç hatlı bağlantıdan sonra “kimse Haydarpaşa’ya gelmek istemez”.

Mantık şu: Bu zaman darlığında yolcu, neden Haydarpaşa’da inip vapur bekleyip 30 dakikada karşıya geçsin? Dört dakikada Sirkeci’ye varmak dururken…

Seçeneksiz ulaşıma karşıyız
Ne var ki herkes böyle düşünmüyor… Buna sivil toplum, akademisyenler, yolcular ve demiryolu çalışanları da dahil. Bu noktadaki başlıca itirazlar şöyle:

1 Bir kentte merkez gar olmazsa olmaz. Şehrin kimliği, belleğinin bir parçasıdır. Paris’te 5-6 tane
merkez gar var, biz elimizdeki iki tarihi garı niye komple iptal ediyoruz?

2 Hızlı tren yapılsın, ama alternatifi de olsun. Bir kaza, olağanüstü bir durum (mesela deprem) halinde demiryolu, en güvenilir ve sağlam seçenek. Neden işleyen hattın üzerine yeni hat yapılıyor?

3 Haydarpaşa’nın bypass edilmesi, denizyolu bağlantısının da kesilmesi anlamına geliyor. Belki insanlar dört dakikada tüten geçmek yerine vapura binip çayını içerek karşıya geçmek isteyecek. Neden seçeneksiz ulaşıma mahkum ediliyoruz?
4Haydarpaşa yeni projelerle ranta açılacak. Kamu alanı özelliğini kaybedeceği gibi, sadece belli bir kesimin kullanabileceği bir yer haline gelecek. Vatandaşa kimse sordu mu?

Haydarpaşa kapanacak mı?
Hoş, treni kullananlar dahil, kimse Haydarpaşa’nın kapanacağından haberdar bile değil… Herkes kendi derdinde. Konuyu sorduğumda pek çok vatandaş, inanmayarak yüzüme baktı. Bilmem kime kızmalı? Halkı süreç hakkında yeterince bilgilendirmeyen yetkililere, medyaya mı? Yoksa biricik tren garına, kimliğine, ulaşım özgürlüğüne sahip çıkmayan halka mı?

Haydarpaşa garının da üzerinde bulunduğu, TCDD’ye ait alanın büyüklüğü (milyon metrekare)

Tren yolcularının çoğu Haydarpaşa Garı’nın geleceği hakkında bilgi sahibi değil.

TARİHİ GAR İÇİN HUKUKİ MÜCADELE VERİLDİ Mİ?
Haydarpaşa bugüne nasıl geldi? 2008’de İstanbul’da yapılan bir panelde, TMMOB Başkanı Eyüp Muhcu, “Haydarpaşa bir hukuk skandalıdır” diye başladığı konuşmasında şu bilgileri verdi:
– 2004 İlk kez “Haydarpaşaport” söylentileri çıktı. Hatta Cannes’da dönüşüm projesi olarak görücüye çıktı.
– 17 Eylül’de 5234 sayılı torba yasa çıkarıldı. Bu yasadaki 5. maddeye göre, “mülkiyeti hazineye ait İstanbul ili Üsküdar ilçesi, Selimiye ve İhsaniye mahallelerinde bulunan Haydarpaşa limanı taşınmazlarının TCDDY işletmesine bedelsiz devredilmesine Maliye Bakanlığı yetkilidir” denildi.
Her türlü plan ve ruhsat için Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yetkili gösterildi. (Aslında planlanma yetkisi Büyükşehir’de.) Muhalefet ve yerel yönetim, Anayasa Mahkemesine götürebilirdi, götürmedi.
– 30 Mart: “Kıyı kanunun uygulamasına dair yönetmelik”te değişiklik yapıldı. Buna göre Türkiye’nin bütün limanlarında kruvaziyer yat limanı, ticaret merkezi, yapılmasının yolu açıldı. Mimarlar Odası dava açtı, Danıştay 6. Dairesi imar yönetmeliğini iptal etti.

TCDD BAŞVURU YAPTI
– 2005 TCDD, Kültür Bakanlığı’na bağlı Koruma Kurulu’na başvurdu. Başta Gar, tescil edilen kültür varlıklarının tescilinin kaldırılması için.
– 27 Nisan: 5335 sayılı kanun, TBMM’den geçti
– 3 Temmuz: Kıyıları koruyan, herkesin eşit ve serbestçe kıyılardan yararlanmasının güvencesi olan 3621 sayılı kanun, Danıştay’ın “Anayasa’ya aykırıdır” demesine rağmen yeni yönetmelik eklenerek yasalaştı.
– 16 Haziran: 5366 sayılı “Yıpranan tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması” hakkındaki kanun yasalaştı. Bu yasa, “kentsel dönüşüm” adı altında çıkartılmak istenen, fakat Anayasa’ya ve ilgili yasalara aykırı olduğu için çıkarılamayan yasanın başka bir şekli oldu.
– 2006’da Koruma Kurulu, Haydarpaşa ve bölgesini “tarihsel ve kentsel SİT alanı” ilan etti. Fakat dönemin Kültür Bakanı Atilla Koç, kararın iptalini istedi.
TCDD Büyükşehir ile birlikte, kıyı limanda uluslararası bir yarışma yapmak istedi.

YARIŞMA İPTAL OLDU
– 2007 ’de Mimarlar Odası, UNESCO’nun gündeme getirip yarışmayı 2 Şubat’ta iptal ettirdi. Yine de koruma amaçlı plan onaylandı.
Ulaştırma Bakanlığı, Marmaray ile Haydarpaşa bağlantısının sağlandığını söylemesine rağmen “kurumlararası görüşmelerle” bundan vazgeçildiğini açıkladı.
– 25 Haziran’da TCDD, SİT kararının iptali için mahkemeye gitti. Bu arada Üsküdar’da görev yapan koruma kurulu Kocaeli’ne, Kocaeli’ndeki Üsküdar’a gönderildi!
– 2008’ de Yasada değişiklik yapılamadığı, SİT kararının iptali için 5763 sayılı torba kanunu çıkarıldı.
(Kaynak: İstanbul’un Dönüşüm Süreci: Haydarpaşa)

Stuttgart 21’de yüz binler yürümüştü
– Haydarpaşa’ya benzer bir süreç, Almanya’nın Stuttgart kentinde yaşandı. Ancak bizdeki gibi sessiz ve derinden değil, halkın katılımıyla karar alındı.
– “Stuttgart 21” (S21) projesi kapsamında, Baden-Württemberg eyaletinin başkenti Stuttgart’daki merkez tren garının yerin altına alınması öngörülünce kıyamet koptu….
– Stuttgartlılar, Yeşiller Partisi ve sivil toplumun desteğiyle 2007 yılında imza kampanyası ve gösteriler başlattı. Projeye karşı 67 bin imza toplandı.
– 2009’da gösteriler büyüdü. 30 Eylül 2010’da polis su bombası ve biber gazı kullanınca yüzlerce gösterici yaralandı. Ertesi gün 50 bin kişi sokaktaydı.
– Bu tarihten itibaren her pazartesi, Stuttgartlılar Hauptbahnhof’un yıkımına direnmek için Gar’da buluşup eylem yaptı. 1 Ekim 2010’da protestoya katılanlar 100 bini buldu.
– Stuttgart 21, şehirdeki politik dengeleri de değiştirdi. Yeşiller, belediyede ağırlığı ele geçirdi. Merkel’in partisi CDU, 1972’den beri çoğunluğu elde tutarken Gar yüzünden hakimiyeti kaybetti. Mart 2011’deki eyalet seçimlerinde CDU büyük hasar aldı.
– Stuttgart 21 için referandum yapılmasına karar verildi. Ancak hukuk uzmanlarına göre proje sadece Stuttgartlıları ilgilendirmediği için tüm eyalette referanduma sunuldu.
– 7.5 milyon kişinin oy kullandığı referandum, Kasım 2011’de sonuçlandı. Yüzde 59, yapımı uzun zamandır süren projenin durdurulmasına “hayır” dedi. Yani Gar’ın kaderine halk oyuyla karar verildi.

Kaynak : Milliyet

Benzer haberler:

Yorum Yaz

132 / 1,597