Yerli sanayiciye 20 milyar dolarlık ‘raylı’ fırsat (Özel Haber)

Türk sanayisinde dikkatler, demiryoluna çevrildi. Türkiye’nin 2023 yılına kadar 5 bin 500 metro ve tramvay setine ihtiyacı olacak. Bunun parasal bedeli 18-20 milyar dolar arasında. Dolayısıyla yerli sanayici için pasta çok büyük.

Ulaştırma Bakanlığı, Ankara Metrosu için 324 set metro aracı almak üzere 14 Şubat’ta yapılacak bir ihale açtı. İhale şartnamesinde araçların 14 ayda teslim edilecek 75 seti için ‘yüzde 30 yerli sanayi katkısı’ şartı koydu. Kalan 249 araçta ise ’yüzde 51 yerli katkı’ istedi. Bakanlığın metro ve raylı sistem araçlarında Türkiye’de yeni bir sanayi hamlesi yaratacak bu adımı büyük heyecan yarattı.
2023’e kadar Türkiye’nin yaklaşık 5 bin 500 metro ve tramvay setine ihtiyacı olacağı, bunun mali olarak 18-20 milyar dolar civarında bir potansiyel oluşturacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle, Türk sanayisi bu büyük pastadan pay alabilmek için büyük bir fırsatla karşı karşıya.

‘MİLLİ DAVA’ HALİNE GELMELİ

İstanbul Ticaret Odası, ‘Türkiye’de Raylı Sistemlerin Geleceği’ isimli bir seminer düzenledi. Seminerin açılışında konuşan İTO Başkan Yardımcısı Şekib Avdagiç, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarındaki hızlı demiryolu çalışmalarının ardından demiryollarına gerekli ilginin gösterilmediğine, ikinci plana atıldığına dikkat çekti. Avdagiç, konunun ‘milli dava’ haline getirilmesi gerektiğini belirterek, özellikle büyük kentlerdeki metro-tramvay çalışmalarıyla birlikte raylı sistem taşımacılığının gelişim gösterdiğini söyledi. Avdagiç, şöyle konuştu: “Büyük bir fırsat karşımıza çıktı. Ülkemizdeki yan sanayicilerin büyük çoğunluğu, ülkemizde üretilecek tramvay, lokomotif veya vagon için malzeme üretip tedarik edebilecek kapasite ve yeteneğe sahip. Bu üretimler, ihracat potansiyeli içerdiği için diğer pazarlara dönük imkanlar da sağlıyor. 2023’e kadar Türkiye’nin yaklaşık 5 bin 500 metro ve tramvay setine ihtiyacı olduğu, bunun mali olarak 18-20 milyar dolar civarında bir potansiyel oluşturacağı tahmin ediliyor. Lokomotifler, vagonlar, bunların yenilenmesi, yenilerinin tamamen yerli üretim ile yapılması projelerini de eklediğimizde bu potansiyel rakam çok daha üst seviyelere çıkıyor. Bu anlamda yan sanayicileri nasıl bir fırsatın beklediği ortada.”
İTO Genel Sekreter Yardımcısı Selçuk Tayfun Ok’un da yer aldığı seminerin oturum başkanlığını İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyesi Hasan Büyükdede yürüttü. Büyükdede, kentlerdeki nüfusun artmasıyla demiryolu ulaşımına olan ihtiyacın da arttığını kaydetti.

YILLIK 14 MİLYAR TL TASARRUF

TCDD 1. Bölge Müdürü Hasan Gedikli de, 2023’e kadar yatırımların tamamlanmasıyla yılda kilometre başına 45 milyar yolcu taşımacılığı yapılabileceğini söyledi. Gedikli, bu sayede özellikle otobüs taşımacılığı ile kıyaslandığında harici maliyetlerde yıllık 1.7 milyar TL tasarruf sağlanabileceğini dile getirdi. Gedikli ayrıca, yılda 84 milyar ton daha fazla yük taşıma yapılabileceğini,böylece kamyona kıyasla harici maliyetlerde yıllık 12.2 milyar TL tasarruf edileceğini aktardı.
Gedikli, demiryolunda hedeflenen seviyeye gelindiğinde ülke ekonomisine yılda 14 milyar TL tasarruf sağlanacağını vurguladı. Hasan Gedikli, Yüksek Hızlı Tren projesine de değinerek, “Hükümet programında 2023’e kadar yaklaşık 10 bin kilometre YHT ve 4 bin kilometre konvansiyonel hat yapılarak, toplam demiryolu ağının 25 bin 940 kilometreye yükseltmesi hedefleniyor” dedi.

İSTİHDAMA KATKI YAPACAK

İstanbul Ulaşım A.Ş. Genel Müdürü Ömer Yıldız ise, üretimlerde yerli sanayinin kullanılmasıyla istihdama da önemli bir katkı sağlanacağını vurguladı. Yıldız, böylece ülke ekonomisinin de destekleneceğini, cari açığı kapatmada fayda sağlayacağını, yerli sanayinin dünyaya açılmada destek olacağını dile getirdi. Yıldız, yerlileştirmeyle 14 milyon Euro’nun üzerinde kaynağın yurtdışına çıkışının da önüne geçileceğini kaydetti.
İBB Raylı Sistemler Müdürü Yalçın Eyigün, Londra, Paris, Tokyo ve New York’la kıyaslandığında İstanbul’daki raylı sistemin çok geride kaldığını hatırlatarak, İstanbul’un özellikle tarihi eserlerinden dolayı çalışmaların rahat yürütülemediğini ifade etti. Eyigün, Marmaray’ın da tamamlanmasıyla birlikte 2020’ye doğru İstanbul’daki raylı ulaşım ağının çok gelişmiş olacağını belirterek, “Avrupa’da üretim maliyetleri arttı. O bakımdan Türk üreticilerinin avantajı var. Yerli marka oluşturabilirsek Avrupa’ya ürün ihraç edebiliriz” dedi.
OSTİM Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Sedat Çelikdoğan da, “Gelişmiş ülkelerin çoğunda bu tür alımlarda mutlaka yerli üretici tercih edilir. Türkiye’de de bu konuda bir kanun çıkmalı” dedi.

* * *

Üretimde olumlu bir rüzgar yakalandı

Raylı Ulaşım Sistemleri Derneği (RAYDER) Genel Sekreteri Ahmet Gök, “Bu bir sevdadır. Biz kendi otomobilimizi, trenimizi üretmiş bir milletiz. Şimdi de biz onları üretenlerle aynı heyecanı duymalıyız” dedi. Gök, Paris, New York, Londra ve Tokyo’daki raylı sistemi örnek göstererek, İstanbul’un da gelişmiş bir raylı sisteme ihtiyaç duyduğunu kaydetti. İstanbul’da mevcut 400 metro aracının bulunduğunu hatırlatan Gök, 15 yıl içinde bu sayının İstanbul’da 4 bine, Türkiye’de ise 15 bine çıkacağını belirtti. Gök, bu araçların yerli sanayiciler tarafından üretilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Ankara’daki metro alım ihalesi bir başlangıç oldu. Burada yerli sanayiciye güvenildiği gösterildi. Böylece yerli üretici teşvik edilmeli ve zamanla Türkiye bu alanda ihracatçı pozisyonuna yükseltilmeli” diye konuştu.
Yerli üretim konusunda günümüzde Türkiye’de olumlu bir rüzgarın estiğini aktaran Gök, “Biz özellikle Başbakanın yerli uçak, yerli uzay aracı, yerli otomobil sözünün destekçileriyiz” dedi. Gök, tramvay ve metro üretiminde araçlar arasında bir standart olması gerektiğini de aktararak, üretimlerin proje de dahil tamamen Türkiye’ye ait olması gerektiğini vurguladı.

* * *

Sanayicimizin kendini gösterme zamanı

Ulaştırma Bakanlığı Bakan Danışmanı Prof. Dr. Metin Yerebakan, kentiçi ulaşımda en konforlu, en güvenli, en hızlı ve en ekonomik ulaşım aracının raylı sistem olduğunu vurguladı.
Gelişmiş ülkelerde raylı sistem teknolojilerinin otomotivin üzerinde olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yerebakan, “Türkiye’de de 100 yıllık lokomotif fabrikaları var. 1960’tan beri lokomotif üretebilen bir ülkeyiz. Eskişehir, Adapazarı, Sivas buna örnek. Ortadoğu’da bazı ülkelere lokomotif, Adapazarı’ndan da Bulgaristan’a vagon ihraç ediliyor. Sivas’taki fabrikada yük vagonu üretiliyor. Bunlar TCDD’ye bağlı yerler” dedi.
Türkiye’de raylı sistemler konusunda üretim probleminin olmadığını kaydeden Yerebakan, devletin alımlarda yerli sanayiye yönelik bir tercih koymasını istedi. Ankara metrosu ihalesini örnek gösteren Yerebakan, “İlk kez oldu ve büyük bir devrim. Devlet, sanayicimize ‘buyur yap’ diyor” şeklinde konuştu.
Öte yandan Türkiye’de kentiçi ulaşım otoritesinin olmadığını hatırlatan Yerebakan, böylece üretilen araca uygunluk belgesi verecek bir kurumun olmadığını, böyle bir kurumun olmasıyla Türkiye’de üretilen araçların diğer ülkelerde de sorunsuz şekilde kullanılacağını aktardı. Yerebakan, bu sayede Türk sanayicisinin rahatlıkla ihracat yapabileceğini ifade etti.
Yerebakan, “Yerli üretim için kapasitemiz, yeteneğimiz müsait. Zaman da tam zamanı. Yerli üreticiler yüzde 51’lik bir sınavla karşı karşıya. Büyük bir pasta var önümüzde” dedi.

* * *

İlk satın almada bu maliyetler var

* Yüzde 50’si ekipman, yüzde 50’si tasarım ve entegrasyon.
* Toplam işçilik maliyeti yüzde 50.
* Sistem tasarımı ve entegrasyon.
* Test, validasyon ve garanti.
* Yedek parça.
* Bakım

* * *

Yerli üretimi neden desteklemeli?

* Türkiye ekonomisinin gelişimine katkı sağlamak.
* İstihdama doğrudan katkı yapmak.
* Cari açığı kapatmak.
* Türkiye’ye know-how transferi yapabilmek.
* Yerli sanayiyi dünya piyasasına açmak.
* Raylı sistem yan sanayisini teşvik etmek.
* Ekipman ve yedek parça maliyetlerini düşürmek.
* Tedarik sürelerini kısaltmak.
* Yerli tramvay, metro ve hızlı tren projelerine doğrudan destek sağlamak.

* * *

En çok vagon New York’ta

* Paris: 3.450
* Londra: 4.900
* New York: 6.400
* İstanbul: 280 (bugün)
* İstanbul: 3.204 (2023 hedefi)

* * *

‘Memleketime tren yolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin, razıyım’

Demiryolunun İstanbul’a ulaşmasının önünde oluşan Topkapı Sarayı engeli Sultan Abdülaziz’in, demiryolunun saray bahçesinden geçmesine izin vermesiyle aşıldı. Sultan, demiryoluna verdiği önemi, “Memleketime tren yolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin, razıyım” diyerek gösterdi ve tarihi bir vizyon ortaya koydu.

Kaynak : İSTANBUL TİCARET ODASI

Benzer haberler:

Yorum Yaz

131 / 1,525