Asıl sorun bizde mi?

“İstanbul’un simgeleri yenilenecek” denilince moraller bozuluyor. Hazırlanan projelere  itirazlar her geçen gün   daha da artıyor. Yeniliklerden mi korkuyoruz yoksa daha geçerli  nedenlerimiz mi var?

“İstanbul’un simgeleri yenilenecek” denilince moraller bozuluyor. Hazırlanan projelere itirazlar her geçen gün daha da artıyor. Yeniliklerden mi korkuyoruz yoksa daha geçerli nedenlerimiz mi var?

Planlar hazırlanıyor, “Taksim’in üstü altına taşınacak” deniliyor. Biz onu “Taksim alt üst olacak” diye algılıyoruz. Platformlar kuruluyor, hep birlikte itiraz ediliyor. Sonucu değiştiremeyecek olsak da en azından gösterilen bir çaba var.
“Haydarpaşa Garı’na artık gerek kalmadı, nasılsa Marmaray var” deniliyor. Tren seferleri bitiyor, gar lokantası da, garın internet sitesi de bir anda kapanıyor. “Haydarpaşa’nın dışı aynı kalacak, etrafı ve içi baştan yaratılacak” deniliyor. Tıpkı Haydarpaşa yangınında olduğu gibi bu sefer de içimiz yanıyor. “Haydarpaşa’nın bir kısmı otel, bir kısmı müze, bir kısmı eğlence merkezi olacak” deniliyor, sinirlerimiz oynuyor. Daha projeyi görmeden bile “Haydarpaşa’ya sahip çıkalım” diye yazılıyor çiziliyor.

Yenilikler korkutuyor

Yoksa biz bütün yeniliklere mi karşıyız? Bırakın yeniliklere açık olmayı, hiçbir şeye kolay kolay adapte olamıyor muyuz? Yoksa başta söylenip rahatlıyor, sonradan mecburen kabulleniyor muyuz? Sadece alışmamız mı uzun zaman alıyor?
Yoksa yenilikler bizi ölesiye korkutuyor mu? Her yenilikte kendimizi daha mı yaşlı hissediyoruz? Yoksa sadece itiraz etmekten mi zevk alıyoruz? Hepimizin içinde bir itiraz komisyoncusu mu var? Yoksa biri karşı çıktı diye biz de mi galeyana geliyoruz? Sanki biz de ayak uydurmazsak eksik kalacağız gibi mi geliyor hepimize?

Çağdaş Ertuna – Milliyet

Benzer haberler:

Yorum Yaz

138 / 2,067