İzmir yine faciadan döndü…



İzmir’in vurdumduymaz yöneticileri sayesinde İzmirliler sokağa çıkmaya korkar hale geldi.

Belediye otobüslerine binersin körük ortadan ikiye bölünecek, frenler patlayacak sanır, korkarsın.

Vapura binersin denizin ortasında batarsa diye ödün kopar…

İZBAN’a binersin ikide bir yolda kalır!

Kendi aracına binersin üzerine tonlarca demir kütlesi düşer…

Bu nasıl İzmir’dir… Sokağa çıkmak bile tehlikeli… Bir de bu İzmir’e EXPO 2020 hayali kurduruluyor…

“Başkan Kocaoğlu metro ve teleferik gibi ciddi işleri becerememiyor, küçük işler olursa sorun olmaz yapar” demiştim.

Bay Başkan artık küçük işleri de beceremiyor…

Dört milyonluk İzmir’e üç – beş tane üst geçit yapar, basın bürosu uzay üssü yapılmış gibi ortalığı velveleye verir… Halbuki üst geçitlerin yürüyen merdiveni bir çalışır, bir çalışmaz. Veya çıkarken çalışır, inerken yürüyerek inersin. Asansörleri bakımsızlıktan sidik kokularından binilmez.

Kılıçdaroğlu da CHP’nin örnek belediyesi olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni gösterir…!

Üst geçitlerin yerden yüksekliği 4.80 metredir… Üzerinde böyle yazıyor. Çevre esnafı üst geçitlerde her yıl büyük çapta 20 kaza meydana geldiğini iddia ediyor. Kimse de bu üst geçitlerde ne oluyor diye sormuyor…

Geçtiğimiz akşam Küçük Çiğli’de Kocaoğlu’nun yaygarayla açtığı üst geçidin birinde akıllara zarar bir kaza oldu. Ben de tam köprünün üzerindeyim. Hurda malzeme taşıyan bir kamyon geldi sağ taraftan tepeden çarptı. Kamyonda dev demir kütleler vardı. O kütleler ve diğer taşıdığı hurda demirler araçtan uçtu arkadan gelen araçların üzerine düştü. Araç sahiplerinin verilmiş sadakası olmalı ki, dev demir yığınının altında kalmaktan son anda kurtuldular. Zincirleme kaza şans eseri önlendi. Çevre halkı ve esnaf bu manzarayı görünce isyan etti…

“İlla beş on insan ölünce mi önlem alınacak” diye tepki gösterdiler. Polis ekipleri geldi, olaya müdahale etti. Yola saçılan dev demir kütleleri vinç yardımıyla başka bir tıra vatandaşların korku dolu bakışları arasında yüklendi.

Bu işte kimin vebali var desen, herkes ak kaşıktır…!

Belediyeye sorsan, polise gönderir, polise gitsen Karayolları’na yönlendirir… Kaza olup onlarca insan vefat ederse, mutlaka birileri çözüm yolu arar veya gösterir. Aksi halde kimsenin gıkı bile çıkmaz.

İzmir maalesef böyledir…

*

Kılıçdaroğlu’nun örnek belediyeleri İzmir’de TEDAŞ’a trafo için yer göstermez, Karşıyaka’nın göbeğinde insanlar yıllarca şantiye elektiriği kullanır…

TEDAŞ’a sorsan, CHP’li Belediye trafo için yer göstermiyor der… TEDAŞ da müteahhitlere baskı yaparak trafo yeri bağışlatmaya çalışır… Müteahhit sıkıştığı için çaresiz trafo yerini TEDAŞ’a bedelsiz bağışlar…

Sorun yine bitmez…
Ev sahipleri mağdurdur… Trafolar oturdukları binanın altındadır.
Müteahhit evi satarken trafoyu göstermemiştir. Tedaş buraya makine koyacak demiş ve evi satmıştır.

Vatandaş binlerce volt elektirik akımının geçtiği trafonun üstünde oturmak zorunda bırakılmıştır… Bu durumdan kimsenin haberi yoktur. Vatandaş sahipsizdir… İl Sağlık Müdürlüğü, İzmir Tabip Odası’na sorsan bizimle ilgisi yok der!

Vatandaş kalp pili gibi vücudunda elektronik aletler taşıyorsa şansına!

Sorun TEDAŞ’ta mı, yer tahsis etmediği iddia edilen belediyeler de mi? Bu kurumları denetlemeyenlerde mi?

*

Şimdi Aziz Kocaoğlu’nun yerine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı yönettiği izlenimi veren İBB Basın Bürosu’nun son marifetine değinmek istiyorum.

Basın Danışmanı İzmir’deki tüm gazete temsilcilerini ve önemli yazarları telefonla tek tek arar… Başkan Kocaoğlu çok önemli açıklama yapacak, mutlaka toplantıya gelin der…

İzmir’in anlı şanlı gazeteci ve yazarları, genel yayın yönetmenleri toplantıya koşa koşa gelirler. Başkan Kocaoğlu, herkes tam tekmil gelince baklayı ağzından çıkarır.

“Çete’nin kitabını yazdırdım” der… Salonda buz gibi bir hava eser.

Önemli açıklama bekleyen gazeteciler başlar kendi içlerinde tartışmaya… “Bu kadar da olmaz arkadaşım, bizi ne için çağırdılar, ortaya ne çıktı” diye kendi içlerinde homurdanıp dururlar.

Biri çıkar en acı sözü söyler:

“Adamlar bizi üç kuruşluk reklamla satın aldıklarını sanıyor, köle muamelesi yapılıyor ” diye söylenir…

Kitaplar tüm gazetecilere üçer beşer dağıtılır, gazete temsilcilerinin tongaya basma tartışması bitmez…

İşte canım İzmir bu durumdadır…

Hatta daha vahimdir de daha fazlasını yazmaya gönlüm razı değildir…

Kaynak : www.yerelgundem.com

Benzer Demiryolu Haberleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 / 1,980