Tarihi Gar Binası ve çevresi, İzmit’in en önemli vitrinidir

İzmit’in 1800’lü yılların sonlarında Osmanlı döneminde Almanlar tarafından yapılan Eski Gar Binası ile ilgili kitap yazsam, yazabilirim.

Özellikle 1990’lı yolların son bölümlerinde yok olmaya yüz tutan. berduş yatağı haline gelen, birkaç kez yangın tehlikesi atlatan Eski Gar Binası ve çevresindeki müştemilatı ile ilgili pek çok yazı yazmıştım.

Bu döneme çok fazla haksızlık etmeyelim. O dönemde de İzmit’i yönetenler tarih, estetik, kent kültürü gibi konularda son derece duyarsızdı.

Tarihi Gar Binası, İzmit için çok önemli bir tarih hazinesidir. Çok güzel bir binadır. Üstelik, sadece ön taraftaki görünen binadan ibaret değildir. Arka tarafa doğru gittiğinizde geniş bir arazi vardır. Vagonların, lokomotiflerin gerektiğinde bakıma alındığı dev hangarlar, büyük su kuyuları, farklı amaçlarda kullanılan ufak tefek binalar bulunur.

Çok gezmiştim oraları. Geniş arazi özellikle yeni gar yapılıp, bu tarihi bina boşaldıktan sonra tamamen ihmal edilmişti. Otlar bürümüş, yılanlarla dolmuştu. Bütün binalar, üfleseniz yıkılacak hale gelmişti.

İzmit için büyük bir ayıptı. Almanların 100 küsur yıl önce yaptığı tarihi binanın içinde geceleri alkolikler, uyuşturucu müptelaları, evsiz barksızlar kalıyor, hatta fuhuş yapılıyordu.

Tarihi binanın içinde yangın çıktı. Çatısı tutuştu. Birkaç kez tamamen yanmaktan kurtarıldı. O yangınlardan sonra bina daha da kötü görünür hale gelmişti.

İzmit, büyük depremin izleri, acıları ile boğuşuyordu. Belediyenin, bugünkü gibi kaynakları yoktu. Tarihi Gar Binası ve çevresi yok olmak üzereydi. Çok yazdım, çok üstüne gittim. Sonunda bu şehre Vali olarak bir centilmen, bir duyarlı adam geldi: Erdal Ata..

Makam odasını, lojmanını tepeden tırnağa yenilemek, yeni, Osmanlı sarayları misali valilik sarayları yaptırmak gibi bir derdi yoktu.

Vali Erdal Ata ilimizde görev yaptığı dönemde iki büyük konuya kendisini adadı.

Biri Kartepe’deki otel, ikincisi Tarihi Gar Binası.

İkisini de yaptı. Bu kentte iz bıraktı, eser bıraktı.

Tarihi Gar Binası ve çevresi, İzmit’in en önemli vitrinidir. D-100’den gelişte, günümüzde İzmit şehir merkezine yegane girişin üzerindedir. Erdal Ata döneminde bu binaların restorasyonu için İl Özel İdare bütçesinden yaklaşık 10 milyon TL para harcandı.

tarihi binalar, yapıldığı ilk günlerdeki haline yeniden kavuşturuldu. Mükemmel oldu. Dönemin Valisi Erdal Ata bu konuda o denli heyecanlıydı ki, sık sık Adapazarı Vagon Fabrikasına gidiyor, restorasyonu tamamlandıktan sonra Tarihi Gar Binasının önüne konulacak sembolik, eski model lokomotif ile vagonların yapımına bizzat nezaret ediyordu.

Binaların restorasyonu bitti. Adapazarı’nda yapılan eski tip lokomotif, eski tip tren yolcu vagonları da getirilip, binaların önüne konuldu.

Mükemmel bir İzmit tablosu ortaya çıktı. Özel İdare, sahibi olduğu bu tarihi binaları ihaleyle kiraya verdi. O dönemlerde, kenti yönetenlerin bugünkü gibi alkol takıntısı falan yoktu. Restore edilen Tarihi Gar Binası kompleksinde ve önündeki tarihi vagonlarda İzmit’in en nezih restaurantı açıldı. Birkaç kez kent dışından gelen dostlarımı bu tesislerde ağırlamıştım. Bir keresinde çok değerli büyüğüm, eski Bayındırlık Bakanı Prof.Onur Kumbaracıbaşı ile burada yemek yemiştik.

Tarihi Gar tesislerinde kurulan 10 Numara Restaurant gerçekten 10 Numara bir mekandı. Mutfağı, şarap koleksiyonu, sunumu, her şeyi ile İzmit’e değer katan bir tesis haline gelmişti.

Tarihi Gar Binası’nın ulaşımı kolaydır. Çok rahat, çok geniş bir otoparkı da vardır.

Bu tesislerin dışında, otopark alanında talihsiz bir cinayet işlendi. Fırsat bildiler. Tesisi kapattılar. O tesiste alkollü içki ruhsatı da vardı ya, bir daha ihaleye çıkıp, kiraya da vermediler.

Tarihi Gar Binası kompleksi, çok uzun süredir bomboş duruyor. İl Özel İdaresi, gelir temin etmek için, bu kentin bütün su kaynaklarını dağıtıyor, kiraya veriyor. Nerede boş alan varsa, çöplük haline getirilmesine, moloz dökülmesine izin veriyor.

Nasıl kullanırsanız kullanın. Özel İdare’nin malı olan bu tarihi Gar Binası tesisleri, nereden baksanız İl Özel İdare bütçesine ayda 15-20 bin TL gelir kazandırır. Hiç değilse bu parayla o yapımına başlanan muhteşem, görkemli Valilik Sarayı inşaatına katkı sağlanır.

Mutlaka içkili restaurant, gece kulübü yapılsın demiyorum.

Verin yandaşlarınıza, kafe yapsın. Düğün salonu olarak kullansınlar. Parti toplantılarında şerbet dağıtılsın, bahçesinde nargile fokurdatılsın. Bu kentteki hangi ihaleyi hangi hatırlı kişi, hangi partili alacak, bunların pazarlığı varsın o tesislerde yapılsın.

Tarihi vagonlar halka açılsın. Eskisi gibi kafe olsun. Gençler, öğrenciler, aileler gelsin otursun. Bu tarihi binaların önünden geçerek İzmit’e girenler, orayı ışıl ışıl, kalabalık, hareketli görsün, “Vay canına burası ne güzel bir şehir desinler.”

Yok, çürütüyorlar. Sanki İzmit’te böyle bir bina yokmuş, bu tarihi binalar için bu denli restorasyon bedeli ödenmemiş gibi duruyorlar.

Dünkü gazetede okudum. Halen Show TV’de yayınlanan, 1800’lü yıllarda yaşanmış öyküleri anlatan Ustura Kemal dizisinin bazı sahneleri, bu bizim tarihi gar binası önünde, tarihi lokomotif ve vagonlar da dekor kullanılarak çekilmiş.

Valilik hiç değilse bu dizinin yapımcılarından üç-beş kuruş kiralama bedeli aldı mı doğrusu merak ediyorum. Öyle sanıyorum ki, dünyanın hiçbir şehri, elindeki bu denli önemli tarihi binaları, üstelik restorasyonu için bu kadar büyük paralar harcamışken ve neredeyse yanıp yok olmak üzereyken kurtarmışken, böylesine heba etmez. Böylesine boş, sahipsiz bırakmaz.

Burası İzmit. Artık bu kentte hiçbir şeye şaşırmamak gerekiyor.

Kaynak : www.ozgurkocaeli.com.tr

Benzer haberler:

Yorum Yaz

124 / 1,780