Bugün Haydarpaşanın kader günü | Haydarpaşa Garı

Bugün Haydarpaşanın kader günü | Haydarpaşa Garı

TCDD’ye ‘Garın saati neden çalışmıyor’ diye sorulmuştu. TCDD Bölge Müdür Vekili’nden yanıt geldi. Garın ve saatin akıbeti bugün belli olacak.

Nihat Bey, dayım demiryollarında aşçıydı. Ben bütün trenleri dayımın sanırdım. Haydarpaşa’dan trene biniyorum diye şimdi, garı evim sanıyorum inanmazsınız” diyemiyorum… Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Bölge Müdürü Vekili gibi uzun bir titri ve lacivert takım elbisesi olan Nihat Bey’in dikkati, balkondaki sardunyaları deviren çılgın poyrazın da yardımıyla cümlemin daha başında dağılır gibi geliyor çünkü. Dudak büküp “Canım sıkılıyor” diyorum.
Haydarpaşa Garı ’nın çatısındayız. Kapkara bir oyuğun içinde. Nefis bir manzaraya karşı saçlarım uçuşuyor. Bir nevi kabir ziyareti… Garın çatısı da Allah için bir ölü, mezarında iki yılda ne kadar çürürse o kadar çürümüş.
Geçen hafta burada “Garın saati ne zaman çalışacak” diye sormuştum. Nihat Aslan, neden çalışmadığını anlatmak istedi: Çünkü garın restorasyonu ile ilgili proje yangından ancak 6 ay sonra bitirilmiş. O vakitten beri çivi çakabilmek için Anıtlar Kurulu kararı bekleniyormuş. 5 No’lu Kurul kararını bugün, 21 Aralık 2012 Cuma, açıklayacakmış. Saat de işte, kurul kararı beklendiği için tamir edilemiyormuş. Nihat Bey burada, “Elif Hanım çok istiyorsanız uzatmalı kablo çekelim, saati çalıştıralım, sizin de içiniz rahatlasın. Ama saatin üstü açık. Yağmur yağar, bir yerden kaçak yapar, sonra suçu yine bizde bulursunuz” diyor.
“İki yıl çok uzun bir zaman” diyorum. Değilmiş. “Anca işte”ymiş. “Burası otel olursa sizin içiniz yanmaz mı” diyorum. “Otel projesiyle ilgili kesin bir gelişme yok”muş. “Ben söylediklerinize inanmıyorum” diyorum. Geçen bir üniversiteye konuşmaya gitmiş. Orada da inanılmamış.
Bugün gelecek haberlerle restorasyon en geç bir yıl içinde bitecek, saat de 2013 baharında çalışmaya başlayacakmış. Restorasyon dediği Haydarpaşa’yı otele çevirecek proje. “Çok üzülmeyin” diyor, elimi sıkarken. Bilmiyor ki biz, iki film izledik diye Emek Sineması’nı, sırtımızı yasladık diye Gezi Parkı ağaçlarını, üzerine kustuk diye Tarlabaşı’ndaki sokakları, sevgilimizi yaslayıp öptük diye şehirdeki tüm duvarları bizim sanıyoruz. Biz bu şehri evimiz sanıyoruz. Ve bir arkadaşımın dediği gibi, “O saat çalışmıyor ya, biz kolumuzdaki saate bakmaya utanıyoruz.

haydarpasa

Kaynak : www.radikal.com.tr

Benzer haberler:

Yorum Yaz

128 / 1,594