Türk Ulaşım-Sen Sakarya Şubesinin 6. Olağan Genel Kurulu Yapıldı

Türk Ulaşım-Sen Sakarya Şubesinin 6. Olağan Genel Kurulu yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

Mevcut Şube Başkanı Ömür Kalkan yönetim kurulunun tek liste ile girdiği kongreye, üyelerin ve davetlilerin yanı sıra Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Şerafettin Deniz, MHP Sakarya Milletvekili Zihni Açba, İl ve İlçe Yönetimleri ve birçok STK temsilcisi katıldı.

Açılış konuşmasını Şube Başkanı Ömür Kalkan yaptı.
Şube Başkanı Ömür Kalkan “Biz Türkiye Kamu-Sen’in misyonu ve varoluş sebeplerine inanarak yola çıktık. Bu yolda üyelerimiz ve kurumlarımızın haklarına halel getirmeden, onların ve teşkilatın hukukuna uygun çalışmalar yürüttük. Bu yolda çok sıkıntılar yaşadık. Çok şükür eğilip evrilmedik, mevki ve makam peşinde koşmadık. O yüzden dün söylediklerimizi bugün söylemekten imtina etmiyoruz. Dün bizi acımasızca eleştirip düşman gözüyle bakan sözde sendikaların, bizimle aynı çizgiye gelmiş olduğunu görüyoruz. Buna sevinmek isterdik ancak, maalesef bunların eylemlerin ile söylemleri bir birini tutmuyor. Dileğimiz bu arkadaşların kamuda yaşanan adaletsizlik ve hukuksuzluklara hizmet etmemesidir. Bizim mücadelemiz önümüzde ki 4 yılda bu tür olumsuzluklarla mücadele etmek olacak. Biz, bize inanan güvenen üyelerimizin güvenlerine layık olmaya çalışacağız. Tüm üyelerimize, temsillerimize, şube yöneticilerimize ve hızına yetişmekte zorlandığımız genel merkezimize teşekkür ediyor, kongremiz ve sonuçlarının camiamıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Şerafettin Deniz yaptığı konuşmada Türk Ulaşım-Sen hareketinin çalışanların umudu olduğunu bu umudu hayal kırıklığına uğratmadan yollarına devam ettiklerini belirterek yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi verdi.

Türk Ulaşım-Sen Sakarya Şube Başkanı Ömür Kalkan genel kurulda yaptığı konuşmada; “4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları ve toplu sözleşme kanununda sendikaların temel amacı “kamu görevlilerinin ortak ekonomik hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi” olarak ifade edilse de sorumlulukları sadece bununla sınırlı değildir.
Demokrasinin dolayısı ile demokratik ülkelerin vazgeçilmez kurumlarından olan sendikalar faaliyet gösterdikleri ülkelerin hak, hukuk, adalet gibi devletin temel niteliklerinin gelişmesine de katkı sağlar. Milli ve manevi değerlere saygı sendikacılık anlayışı ile hareket eden sendikamız hassasiyet gösterdiği konularda fikirlerini açıklayarak üzerine düşen görevi yerine getirmektedir.

2013 yılında Diyarbakır’da kuzey kürdistan birlik ve çözüm konferansına katılan memur sen’in, milliyetçi duruşumuzdan dolayı Türkiye Kamu Sen’i Ergenekoncu olmakla suçlaması, 2010 yılında kpss soruları fetöcü bir grup tarafından çalındığını söyleyen Kamu Sen’i adeta dinsizlikle itham eden o dönem fetoya methiyeler dizen memur sen’e destek verenlerin kendilerini sorgulamaları gerekmektedir. Çalışma hayatında ve siyasette böyle bir kılavuzunuz varsa düz yolda bile gitme şansınız olamaz. Zira memura müjde diye gösterilen toplu sözleşme süreçlerinde sergilenen tiyatroyu hepimiz görüyoruz. 2003-2009 yılları arasında toplu görüşmelerde yetkili sendika Türkiye Kamu Sen %94,31 enflasyon artışının olduğu dönemde memur maaşlarına %219,55 oranında artış sağlanmıştır. Bir başka ifade ile 7 yıllık dönemde 100 lirayı 319,55 tl’ye yükseltmiştir. Memur sen’in yetkili olduğu 2010 ile 2016 yılları arasında gerçekleşen enflasyon %71,11 olup 2017,2018,2019 yıllarında ise Merkez Bankasının enflasyon tahmini %22,57 böylesi bir ortamda memur sen’in aldığı zam oranı %162,60 dır. Yani memurun 100 tl sini 10 yılda 262,60 tl arttırabilmiştir.

Dolayısı ile memur sen aileleriyle birlikte toplam 20 milyon memur ve emekliyi kimi zaman milletvekilliği uğruna kimi zamanda üç beş yandaşına atamayla verilen makam karşılığı yüzüstü bırakmıştır. Bir sendikanın hedefi üyelerinin ülkenin refah payından hakkını alması olması gerekirken memur senin hedefi kurumlarda üç beş basiretsiz yönetici baskısı ile üye sayısını 1 milyon yapmak. Görünün o ki memur sen sadece kamu çalışanının ekonomik dengesini bozmakla kalmıyor liyakatsiz atamalarda etkin olarak kamudaki hiyerarşik yapıya da zarar veriyor. Sözüm ona fundamentalist anlayışla kurulmuş olan bu sendika konu lojman, makam veya en ufak bir çıkar olduğunda kul hakkı akıllarına bile gelmiyor hatta kendi üyelerinin bile haklarını yemekten kaçınmıyorlar.

Evet değerli arkadaşlar; son yıllarda sürekli olarak memurun iş güvencesi tartışılmaktadır. Dünyanın en kullanışlı ve geçerli kanunu olan 657 sayılı dmk’ununun 125. Maddesinin e bendinde devlet memurunun işten atılma durumları belirtilmiştir. Her yıl yüksek disiplin kurullarında 100’ lerce memurun işine son verilmektedir. Anayasanın memura verdiği iş güvencesi sadece nüfus sahibi kişilerin çalışan memura yapabilecekleri baskılara karşı verilmiş bir korumadır. Kısacası kamuoyunda oluşan memurun sınırsız iş güvencesi diye bir durumu söz konusu değildir.
1 mayıs 2013 tarihinde 6461 sayılı demiryollarının serbestleşmesi kanunu fiilen ise 2017 yılında uygulamaya konuldu. Bu kanuna muhalefet ettik eylem ve açıklamalarda bulunduk. Yeterince müzakere edilmeden personelin iş yükü dağılımı düşünülmeden gerçekleştirilen TCDD Alt Yapı ve Taşımacılık A.Ş ayrımı personel arasında huzursuzluğa yol açmaktadır. Bu durumun düzeltilmesi için de elimizden gelen gayreti göstereceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.

TCDD’nin yıllardır doluluk oranı en fazla olan Ada trenlerinin Adapazarı Gar’a girmemesi gar sahasının ve Mithatpaşaya kadar olan demiryolu hattının kullanımdan kaldırılmaya çalışılması şehrimize yapılabilecek en büyük kötülüktür. Dünyada Modernliğin ve gelişmişliğin en büyük göstergesi olan raylı taşımacılık trafik sorunu oluşturmaz aksine trafiği rahatlatır ve çevre kirliliğinin önüne geçer. Trafik sorununu bahane etmek insanın aklıyla alay etmekten başka bir şey değildir. Kaldı ki ilimizde bir trafik sorunu varsa bunların sorumlusu ilimizi yönetenlerdir. Trafik sorununu Ada Ekspresine fatura etmeye de kimsenin hakkı yoktur. Trafik bahanesi ile değerli olan Adapazarı gar sahasının da bu ranta kurban gitmesine müsaade etmeyeceğiz.

Son olarak çalıştığım kurum olan TÜVASAŞ’dan bahsetmek istiyorum. 1951 Yılında vagon tamir atölyesi olarak kurulan fabrikamız 1962 yılında ilk yerli vagonunu üretmiştir. 1992 yılında kendi AR-GE çalışmasıyla dizel ray otobüsü (sakarya vagonu) imalatı yapan TÜVASAŞ o günkü şartlarda ülkemizin raylı taşıtları ihtiyacını tek başına karşılamıştı. Eğer bu projeler devam etseydi Milyonlarca dolar ödeyerek lisans anlaşması yaptığımız ve sadece TCDD satabildiğimiz Hyundai EUROTEM’in DMU setlerine ihtiyacımız olmazdı. 1999 yılında depremin çok büyük zarar verdiği TÜVASAŞ memuru ve işçisiyle ceplerinden para vererek acil ihtiyaç olan tezgahları almış sıkı bir çalışmayla fabrikayı ayağa kaldırmıştır. Depremden hemen sonra 2001 yılında Siemensle işbirliği yaparak Bursaray’a hafif raylı araç üreterek teslim etmiştir.

TCDD’nin arazisine TÜVASAŞ’ın yanına 15-20 milyon dolarlık yatırım yaparak İstanbul metrosuna 1,5 milyar dolarlık metro aracı satan Hyundai EUROTEM in yaptığını biz yapamaz mıydık elbetteki yapardık. Hem paramız yurtdışına gitmemiş olurdu hemde binlerce kişiye istihdam sağlamış olurduk. Her ay personel maaşları, malzeme temini suretiyle şehrimize ve ülke ekonomisine yaklaşık 12 milyon tl para akışı sağlayan TÜVASAŞ’a destek vermek gerekmektedir. Tecrübesi, altyapısı, gelişmiş yan sanayisi ile TÜVASAŞ her türlü raylı taşıtları üretecek kapasiteye ve donanıma sahiptir.

Sözlerime burada son verirken TÜVASAŞ, cengiz topel DHMİ, demiryolları ve Kocaeli liman başkanlığında çalışan kişisel çıkarların konuştuğu yerde vijdanlar susar anlayışına inat hak ettiğinden fazlasını istemeyen sağduyulu ve cefakar üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum. GENEL Kurulumuzun çalışanlara, sendikamıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Kongrede eski Şube yöneticileri ve emekli üyelere plaket takdim edildikten sonra seçimlere geçildi.

Benzer haberler:

Yorum Yaz

131 / 1,980